152. SAYIMIZLA MERHABA
Bir okurumuz, gönderdiği elektronik postada Türk ve İslam tarihlerinin Toplumsal Tarih’te az yer bulduğundan ve işlenen konuların 1800-1950 arasına sıkıştığından yakınıyor.
Toplumsal Tarih, biz ölçüde bize önerilen yazıların bir araya getirilmesinden de oluşuyor; yani insanların kendi kararları da söz konusu tarihler arasında bir yoğunlaşmaya yol açıyor.
Neden böyle bir eğilim var diye düşünüldüğünde akla iki temel sebep geliyor. Bir kere, Türkiye toplumu modernizasyon denilen hadiseyle hesaplaşmasını tamamlamış değil ve yazarların bu hesaplaşmaya katkıda bulunmak istemeleri doğal bir durum. İkinci olarak, 1800’lerden sonra oluşan matbu malzeme daha önceki dönemlere kıyasla tarihçilerin çalışmasını ciddi bir şekilde kolaylaştırıyor; bu geç dönemde üretilen malzemelerin yok olmadan araştırmacılara ulaşma şansının yüksek olması da daha zengin çalışmalara olanak sağlıyor.
Türk ve İslam tarihiyle ilgili yazıların dergimizde neden az yer aldığı sorusunu cevabı da aslında yukarıdakiyle aynı; bu konuları işleyen yazılar bize gelirse, yazıişleri yayın ilkelerine uyan ve mantıklı bir sebep sonuç ilişkisi kuran her yazıyı yayımlamaktan keyif duyacaktır. Malum, bir yazının nasıl işlendiği, en az konusu kadar önemlidir.
Bunlardan başka, okuyucumuz Toplumsal Tarih yazıişlerinin başka tarihlere de açık bir dergi çıkarma çabası içinde olduğundan emin olabilir; her ne kadar Türkiye’de yayıncılığın kendine has koşulları işleri zorlaştırsa da, bu böyle.
Türkiye, toprakları, hele İstanbul çok zengin bir tarihsel malzemeyi barındırmasına rağmen büyük ölçüde bu malzemeye sırtını dönmüş bir ülke. Memleketin en büyük üniversitesinin adının İstanbul ile başlamasına rağmen bir Bizantinistik bölümü kurulmamış olması bu sırt dönmeye çarpıcı bir örnektir. Gülgün Köroğlu’nun Bizans sarayları incelemesi, bizleri bilgilendirmekten başka bu tuhaflığa da dikkat çeker diye umuyorum.
Diğer yazılara yine yer kalmadı. Eylülde…
Ahmet Akşit
Sur İçinde İmparatorluk Mekanları
Konstantinopolis’deki Bizans Sarayları
Gülgün Köroğlu’nun kaleminden sur içindeki Bizans sarayları anlatılıyor:
Saray anlamına gelen, Lâtince palatium, Grekçe palation kelimesinin, Roma'da imparator sarayının yer aldığı Palatine Tepesi'nden kaynaklandığına inanılmaktadır. Burası 3. yüzyıla kadar Roma imparatorlarının resmi ikametgâhı olduğundan kelime literature bu şekilde girmiştir. Roma imparatorluğunun doğudaki Hıristiyan bölümü olan Bizans'ta da saraylar, palation ya da hükümdar evi anlamına gelen basileos oikia gibi adlarla anılmıştır.
II. Dünya Savaşı Yıllarında
Nazilerin Türk Basınını Etkileme Çabaları
Rıfat Bali, Amerikan elçilik arşivlerinden belgelere dayandırdığı bilgiler eşliğinde Nazilerin Türk basınını etkileme çabalarını gözler önüne seriyor.
“II. Dünya Savaşı yıllarında Türkiye’nin, güttüğü tarafsızlık siyaseti nedeniyle istihbaratçıların cirit attıkları bir ülke olduğu malumdur. Bu sadece istihbarat savaşının yaşandığı bir dönem değil, aynı zamanda Almanya’nın Türk basınını, siyasi ve entelektüel elitlerini etkilemek için yoğun bir propagandaya giriştiği bir dönemdir. Makalenin konusu, Ankara’da mukim Amerikan Askeri Ataşesi tarafından düzenlenmiş ve Amerikan Genelkurmay Başkanlığı Savaş Bölümü Askeri İstihbarat Bölümü’ne sunulmuş 4 Aralık 1944 tarihli, “gizli” tasnifli bir istihbarat raporudur. Raporun içeriği, “Türk basınını etkilemek isteyen Almanların gayretleri”dir. Kaynağı, “sabık bir Alman Ajanı”, güvenirlilik derecesi ise B-3’tür.”
Mustafa Kemal-İttihatçılık İlişkisi Üzerine
“Bir İttihatçı İyi Dosttur, İki İttihatçıdan Korkulur…”
Ayşe Hür’den Mustafa Kemal ve İttihat Terakki ilişkisini üzerine bir yazı.
“İttihatçılarla Kemalistlerin aynı ideolojik, kültürel ve siyasi cemaatin üyeleri olduğu bellidir. Milli Mücadele’nin örgütlenmesinde İttihatçıların önemli rolleri olmuştur. Mustafa Kemal ile İTF önderleri arasında en azından işin başında belli bir ittifak olduğu anlaşılmaktadır. Ancak bu süreç içinde hem eski İttihatçılar önemli bir dönüşüm geçirmişlerdir hem de Mustafa Kemal bu ittifakın çizdiği çerçevenin dışına çıkmıştır. Bazı İttihatçılar eski liderlerine bağlıklarını sürdürürken, bazıları Mustafa Kemal’in ekibine dahil olmuşlardır.”
Kâbus Dolu 3 gün
1917 selanik yangını
Ulvi Keser Selanik’in nüfus ve görünüm itibarıyla tamamen Yunanlılaşmasında önemli bir etken olan meşhur 1917 Selanik yangınını anlatıyor.
İpek Çalışlar ile “Latife Hanım” Gerçeği Üzerine:
“Latife Hanım’a Karşı Olmak Yükselen Bir Değerdi.”
Aydan Çelik ve Esin Kumral “Latife Hanım”ın biyografisini kaleme alan gazeteci İpek Çalışlar’la tartışma yaratan yeni çalışması üzerine söyleşti.
Sosyal Psikolojinin Önemli İsmi
Muzaffer Şerif’in Türkiye Yılları
Sertan Batur ve Ersin Aslıtürk sosyal psikolojinin önemli ismi Muzaffer Şerif’in 1940’lı yıllarda neden Türkiye’yi terk etmek zorunda kaldığını değerlendiriyor.
Konut, Gömü, Ticaret ve Takı
Anadolu’da Sosyo-Ekonomik Hiyerarşinin Ortaya Çıkışı (MÖ 10.500-5500)
Alev Erarslan, Neolitik çağın erken evresinden itibaren oluşmaya başlayan toplumdaki farklı sosyal ve ekonomik sınıfların göstergesi olarak konut, gömü, ticaret ve takılardaki değişimi yazıyor.
Félix Sartiaux ve Foça Kazıları
Zeki Arıkan, Fransız arkeologu Félix Sartiaux ve Prof.Dr.Ömer Özyiğit’in İonların başkenti Foça’da yaptığı kazı çalışmalarını ele alıyor.
Osmanlı Basınında 100 yıl önce bu ay
Emel Seyhan
Dersaâdet’de İşsiz Güçsüz Bir Kadının Jurnali
Yavuz Selim Karakışla
Sultan Abdülaziz Viyana’da
Edhem Eldem
Modern Heykelin Sözcüsü
Rodin ve Portreleri
Ölümünün 14. Yılında
Haşmet M. Gürkan
Dinçer Kaya
Prof Dr. İdris Bostan’ın Araştırmaları
Osmanlı Denizciliği
Salih Özbaran
Prof Findley Orta Asya’dan Anadolu’ya Türklerin Yolculuğunu Değerlendiriyor
Dünya Tarihinde Türkler
Söyleşi: Sefa Kaplan
Anakronik
Webde Tarih Bölümleri |
|