Ders Kitapları ve Ders Kitabı İncelemeleri
Kısa Tarihçe,
Bazı Temel Veriler, Yöntemsel Sorunlar/Yaklaşımlar:
Okullarda kullanılmak üzere
üretilen ilk kitaplar, 1750’li yıllarda ve daha yaygın olarak
1770’lerde ortaya çıkmıştır. Modern anlamıyla ilk ders kitapların
üretimine, “özellikle öğretim faaliyeti için tasarlanmış,
yazılmış ve yayınlanmış kitaplar (ders kitapları)” 1830’lu
yıllarda başlanmıştır. Günümüze kadar ders kitapları, tasarım,
işlev, içerik ve benzeri açılardan ciddi değişimler geçirmişlerse
de, eğitim öğretim süreçlerindeki stratejik rollerini yitirmemişlerdir.
Yapılan araştırmalar göstermektedir ki, Batı ülkeleri de dahil
olmak üzere ders kitapları halen eğitim öğelerinin başında
gelir.
Ders kitaplarının hangi temel
amaç için yazıldığı sorusunun birçok yanıtı vardır. Yapılan
araştırmalarla, ders kitaplarının sadece bilgi aktarmadığı,
siyasal ve toplumsal normların da kuşaklara aktarılması işlevini
gördükleri tespit edilmiştir. Ders kitaplarının aynı zamanda
birer ayna olduğu, bir toplumun öz imgesini, kendisini nasıl
gördüğüne ilişkin vardığı konsensüsü netleştirdiği ortaya
çıkmıştır.
Eğitimin amacı; bir şeylerin
öğrenilmesi ve kabul edilmesi kadar; farklı görüşleri değerlendirebilmek,
akılcı, makul görüşler geliştirebilmek, tartışma gibi yetenekleri
de kazandırmaktır. Bu nedenle, ders kitabı yazarları ve onay
mercilerinin, ders kitaplarında analitik düşünceyi, eleştirelliği
ve biçok durumda birden çok bakış açısının geçerli olabileceği
konusunda duyarlılığı geliştirici ögelere yer vermek gibi
bir kaygılarının olmaması öğrencilerin söz konusu yeteneklerinin
geliştirilmesinin önünde kritik bir engel oluşturur..
Tarihsel Arkaplan:
Uluslararası bir çalışma alanı
olarak ders kitabı incelemeleri; başlangıçta daha çok tarih,
coğrafya ve yurttaşlık bilgisi kitapları odaklı olmuştur.
Son yıllarda ise dil/edebiyat ders kitapları da araştırma
konusu da olmaya başlamıştır. Uluslararası ortak bir girişim
olarak ders kitaplarının “revizyonu”, “kalıp-yargılar ve yabancı
düşmanlığına karşı mücadele” başlığıyla, I. Dünya Savaşı sonrası
yıllarda, Milletler Cemiyeti’nin gündemine girmiştir. 1937’de,
yirmi altı devletin imzaladığı Tarih Öğretimi -okul ders kitaplarının
revizyonu- Deklarasyonu, uluslararası gerilimin yükseldiği
talihsiz bir döneme rastlasa da, bugün bile geçerli ilkeleriyle
bu alanda bir dönüm noktasıdır. Deklarasyon, Kuzey Avrupa
ve Latin Amerika ülkelerinde uygulama şansına da kavuşmuştur.
Asıl sıçrama, 2. Dünya Savaşı sonrasında, UNESCO’nun kurulmasıyla
yaşanmıştır. 1949’da ilk kez uluslar arası ders kitabı revizyon
ve yazma kriterleri yayınlanmıştır. ’50’ler ve ‘60’larda asıl
vurgu, çok taraflı, çok uluslu projelerden daha fazla, ikili
projelere yönelmiştir. Temel analiz birimi, uluslar ve ulus
devletler olmuştur. Bu projelerde, iki ülke ders kitaplarındaki
düşmanlık içeren bilgilerin karşılıklı elenmesine yoğunlaşılmıştır.
(ABD-Kanada, İspanya-Portekiz, Almanya-İsrail, Almanya-Polanya
ders kitabı projeleri)
1988’de, yöntemsel açıdan
dönüm noktası oluşturan UNESCO raporunda ilk kez; bilgi, tutum
ve davranışlara eşit ağırlık tanıyan, ders kitabını sadece
içeriğiyle değil, aynı zamanda sınıf pratiği bağlamında da
ele alan, yerel ve küresel yaklaşımı iç içe örebilen bir yaklaşım
önerilmiştir. 1995 tarihli bir diğer belgede ise UNESCO ders
kitaplarının; negatif stereotiplerden, “ötekileştiren” yaklaşımlardan
arındırılması, herhangi bir konu ele alınırken mutlaka farklı
bakış açılarını sunması, içeriğin bilimsel bilgilere dayandırılması,
yazıldıkları, içinden çıktıkları ulusal ve kültürel arkaplanı
saklamayan, tersine saydamlaştıran bir tarzda yazılması gerektiği
belirtilmektedir.
Günümüzde, Ders Kitabı Araştırmaları
(textbook research), disiplinler arası bir özellik taşır ve
dolayısıyla dilbilim, pedagoji, felsefe, tarih, sosyoloji,
psikoloji gibi geleneksel disiplinlerin sunduğu olanaklardan
yararlanır. Özellikle tarih-coğrafya-yurttaşlık öğretimini,
politik kültür ve medyanın öğrencilerde yarattığı önyargıları,
yanlış algılamaları ele alan bir bilimsel disiplin haline
gelmiştir.
Ders Kitaplarının
Analizinde Kullanılan Kantitatif Ve Kalitatif Yöntemler
F.Pingel, UNESCO Ders Kitabı
Araştırmaları ve Ders Kitabı Reformu El Kitabı başlıklı kitabında1,
ders kitabı analizi için «Projenin amacı ve nesnesi» bir kere
saptandıktan sonra, sıranın «Hangi yöntemler?» sorusuna geldiğini
belirtmektedir. Pingel adı geçen eserde, her eğitsel metnin
iki farklı şekilde okunabileceğine işaret etmektedir.
Didaktik Analiz: Metnin arkasında
yatan pedogojik anlayışı, konunun hangi metodoloji ile ele
alındığını inceler.
İçerik Analizi: Metnin kendisini,
içeriğini analiz etmeye yoğunlaşır. Metin bize ne söylüyor?
Bilimsel bulgularla çelişiyor mu? Konu tüm yönleri yeterince
kapsamış mı?
Bu projede gerçekleştirilen
taramada bu her iki yaklaşıma da yer verilmiştir.
|