Salon Bülent Ünal ve Ahmet Güleryüz'ün sözünü bile etmedikleri çabalarıyla çok ustaca düzenlenmiş. Deniz Müzesi, Türkiye Denizcilik İşletmeleri, Deniz Harb Okulu, İTÜ, Gemi Modelcileri ve Severleri Derneği'nden "yol alıp gelmiş" birbirinden güzel, ellinin üzerinde gemi modelleri serpiştirilmiş dört bir yana. Denizcilik tarihimizde önemli yer tutan tarihi kadırgalar, uzun yıllar İstanbul Boğazı'nı süsleyen taka ve çektirmeler, emektar Şirket-i Hayriye vapurları... İzleyenler modellerin başından uzun süre ayrılamıyor.
Otuz, kırk, elli yıl öncesinin, görünce insanı anılarında yolculuğa çıkaran kartpostallar... İşte değişik tınılarıyla Kalender'in düdüğü, yakınından geçmekte olan motorun sesi... Peki, köprüdeki kalabalığın bugünkünden farkını ayrt edebildiniz mi? Mavinin, lacivertin, turkuvazın deniz ve göğü andıran ışıltılı renkleriyle Sıtkı Usta'nın çinileri. İnsan denizin huzur veren atmosferi içinde buluveriyor kendini.
Ve deniz eskileri... yıllarca denizi gerek meslek olarak seçmiş, gerekse sevgi ile bağlanmış, gemilere hem içerden, hem dışardan bakmayı bilmiş olanlar için bir başka anlamı var her birinin. Kocataş'ın (75) numarası, çın çın sesi belleklerde olan makina telgrafı... Sayın Rahmi Koç'un müze için düzenlediği koleksiyonundan gönderdiği objeler.
Tam karşıda Bilim ve Başak Galerisi'nin hazırladığı karma resim sergisi İstanbul'un derinliklerine götürüyor insanı. Yirmi bir ressamın resimleri bir araya getirilmiş. Maide Aral, Şemsi Arel, Ruhi Arel, Abdullah Çizgen, Sadık Renkler gibi aramızda bulunmayan ressamlarımızla Ekrem Kahraman, Gül Derman, Berna Türemen gibi çağdaş ressamlarımızın yapıtları yan yana. Emre Omur'un sualtı fotoğrafları işte şurda. Çevre ve doğaya karşı insanoğlunun gösterdiği acımasızlık ve kabalıklara karşı mesajlar yüklü her birinde.
Denize gönül vermiş filatelist Engin Çakılcıoğlu'nun "deniz" konulu pullarından oluşmuş köşe ziyaretçilerin büyük ilgisini çekiyor.
Deniz Müzesi'nden gelen sancaklar... Müzeye gidip görme olanağımız her zaman var belki ama müzeleri ziyaret alışkanlığımız yok ki gidip görelim. Muhteşem... Büyük denizci Barbaros'un Preveze zaferinde gemisinin gönderine çektiği sancak. Kur'andan bir ayet, Fetih Suresi'nden Hz. Ali'nin Zülfikar isimli kılıcı, ucu çiçek olmuş. Hz. Süleyman'ın mührü hemen altında. Bu kavga ve kan gölü içinde nasıl da anlamlı bakıyor köşesinden koca sancak. Deniz Kuvvetleri tarafından Bahriye Nezareti kuruluncaya kadar kullanılmış. Bir diğeri III. Selim'in sancağı. Atlas kumaştan 14x17 metre, boyutlarında, simle işlenmiş.
Biraz daha ilerleyince, ellili yılların sonlarından başlayarak bugüne uzanan Ahmet Güleryüz'ün fotoğraf sergisi karşılıyor izleyenleri. Tam fotoğraflara dalmışken bir motor sesiyle irkilenler... Korkacak bir şey yok, diğer köşede İstanbul Teknik Üniversitesi öğrencileri model çalışması yapmakta.
TÜYAP Havuzu'nda olması gereken ilk Model Gemi Gösterisi yapılamadı. Ama 17 Temmuz'da Yıldız Parkı Havuzu'ndaki Model Gemi Gösterisi çok keyifliydi. İlgi de oldukça iyiydi. Uzaktan kumandalı 10 kadar yelkenli ve motorlu gemi modeli birbiriyle amansız bir yarış yaptı. Çocuklara deniz ve gemi sevgisi aşılamak amacıyla yapılan gösteriye büyüklerin ilgisi daha fazla oldu. Önümüzdeki yıl bu organizasyon daha da büyütülerek devam edecek. Sanırız İstanbul ve deniz konusunu işleyen bugüne kadar oluşturulmuş sergilerin en zenginlerindendi Tarih ve Deniz Sergisi. Temmuz'un tatil ayı olduğu düşünüldüğünde, ilgi oranı da hiç kötü sayılmayacak düzeydeydi. Günde ortalama 500-600 kişi tarafından ziyaret edildi. Nasıl da kaçırmışım diyorsanız üzülmeyin, seneye daha iyisini yapmak üzere kolları şimdiden sıvadık.
RSS beslemesine abone ol

