Sempozyuma yurtiçinden katılan uzmanların yanı sıra, yurt dışından da konuşmacı olarak önemli müzeciler davet edilmişti. Davetimizi kabul eden ABD/Philadelphia'dan Hagley Müzesi Araştırma Bölümü Yöneticisi Philip Scranton, Avusturya/Viyana'dan Viyana Teknik Üniversitesi öğretim üyesi Manfred Wehdorn, Almanya/Essen'den Ruhrland Müzesi Müdürü Ulrich Borsdorf, İngiltere/Londra'dan Londra Müzesi Müdürü Max Hebditch ve Fransa/Paris'den müzecilik uzmanı Francis Levy Vakfımızın misafiri oldular. Misafirlerimizi ağırlamak konusunda Turizm Bakanlığı'nca sağlanan maddi ve manevi desteğin, bu günlerin hem misafirlerimiz hem de bizim için son derece memnuniyet verici bir biçimde geçmesine büyük katkısı oldu. Misafirlerimizin yol giderlerine katkıda bulunacağını bildiren Avrupa Topluluğu Türkiye Temsilciliği'ne ve Almanya, Avusturya ve Fransa Kültür ataşeliklerine de ayrıca teşekkür borçluyuz.
Sempozyum 27 Mayıs günü, Vakıf Müdürümüz Orhan Silier'in açılış konuşmasının ardından, Mehmet Doğu tarafından hazırlanan ve sunulan bir slayt gösterisi ile başladı. Tüm izleyiciler tarafından beğeniyle izlenen ve özellikle Haliç çevresinde yer alan ve bir toplumsal tarih müzesi için olası mekanlar olarak değerlendirilebilecek çeşitli yapıları konu alan gösteri, öncelikle yurtdışından katılan ve İstanbul'u henüz hiç tanımayan davetlilerimiz için aydınlatıcı oldu.
İlk iki gün tebliğlere, sonuncu gün ise üç ayrı konu başlığı altında düzenlenen atölye çalışmalarına ayrılmıştı. Başkanlığını Burhan Oğuz'un yaptığı ilk gün sabah oturumuna Prof. Dr. Doğan Kuban "İstanbul Tarihi Bir Müzeye Nasıl Yansıtılabilir?", Manfred Wehdorn ise "Viyana Gazhanesi'nin Müzeye Dönüştürülmesi Projesi" başlıklı birer tebliğ sundular. Doğan Kuban, bir tarih müzesinin, kentte dolaşırken farkına varılmayan kent boyutlarını, kent yaşamının alt yapısını kuran fiziksel, davranışsal, kurumsal ve folklorik strüktürleri ve olguları bir süreklilik ağı içersinde anlatması gerektiğinden, ve böyle bir müze için görsel malzemenin öneminden söz etti.
Prof. Dr. Manfred Wehdorn, Viyana Gazhanesi'nin yeniden kullanımı çerçevesinde, müze ve sergi mekanı olarak kullanımı sırasında ortaya çıkan sorunları anlattı. Sempozyumun Mete Tunçay'ın başkanlığı altında yapılan ilk gün öğleden sonra oturumunda ise Prof. Philip Scranton Philadelphia'da, Wilmington yakınlarında, eskiden du Pont patlayıcı madde imalathanesinin bulunduğu arazi üzerinde yer alan Hagley Müzesi ve Kütüphanesini anlatan ve slaytlarla müzeyi ve çevresini izleyicilerin gözünde canlandıran bir tebliğ sundu. Scranton, ABD'deki benzer bazı girişim deneylerinden de örnekler verdi. Francis Levy'nin tebliğ konusu ise "Paris Halk Gelenekleri ve Sanatları Müzesi" idi. Levy, yeni bir müze kurulmasının ne kadar çok boyutlu düşünülmesi gereken ve çeşitli riskler içeren bir proje olduğunu vurguladı. Aynı gün Prof. Dr. Afife Batur "Sanayi Yapılarının Müze Olarak Kullanımı Üzerine Bazı Gözlemler", Prof. Dr. Zafer Toprak ise "19. ve 20.yy'da Kültür Tarihimiz ve Müzeciliğe Yansıtılması" başlıklı tebliğler sundular. Afife Batur, sanayi arkeolojisi örneği yapıların özelliklerini vurgularken, Avrupa kentlerinden yeniden kullanım örnekleri verdi. Zafer Toprak ise, 19. ve 20. yüzyıl kültür tarihinin müzeciliğe yansıtılmasının, görece yakın bir dönemin söz konusu olmasından dolayı ortaya çıkan avantaj ve dezavantajların üzerinde durdu. İlk günün akşamı verilen kokteylde, tüm katılımcılar tanışmak ve İTÜ Sosyal Tesisleri'nin havuz başında güzel bir ilkyaz akşamında sohbet etmek fırsatını buldular.
İkinci günün sabahı, yurtdışından gelen davetlilerin ve arzu eden diğer izleyici ve katılımcıların Haliç çevresi ve Yedikule'deki müzeye dönüştürülmesi olanaklı eski yapıların gezilmesine ayrılmıştı. Gezinin durakları, Gazhane, Darphane, Mezbaha, Lengerhane, Kumbarhane ve Tekel Tütün Fabrikası oldu. Öğleden sonra oturumu Alpay Pasinli'nin başkanlığında yapıldı. Bu oturumda tebliğ sunanlar, Nazan Ölçer "İstanbul Toplumsal Tarih Müzesi'ne Doğru: Geçmiş, Deneyimler ve Gelecek", Max Hebditch "Londra Müzesi", Ulrich Borsdorf "Ruhrland Müzesi", Engin Çizgen "Toplumsal Tarih Müzesi'nde Fotoğrafın Yeri" ve Rainer Pirker "Sınai Yapıların Çekiciliği – Koruma ve Yeniden Değerlendirme Yolları" idi. Nazan Ölçer varolan müzelerimizin halk kültürünü ve sanatını sunma biçimini anlatarak bunların toplumsal tarih ve kent tarihinin yansıtılması açısından bıraktığı boşlukları vurguladı. Max Hebditch ve Ulrich Borsdorf ise, bizlere kendi müzelerini ve uygulanan müzecilik politikalarını anlattılar. Londra Müzesi, bir büyük kentin tarihini yansıtması açısından, Ruhrland Müzesi ise Almanya'nın en önemli sanayi bölgesi olan Ruhr'un tarihini özellikle çalışma hayatı açısından sergilemesiyle ilginçti.
Üçüncü gün, daha önce de belirttiğimiz gibi, atölye çalışmalarına ayrılmıştı ve tartışılan konuların başlıkları "Müzede Sergilenecek Malzeme Ne Olabilir, Nasıl Toplanabilir?", "Müzenin Finansmanı hangi Kaynaklardan Sağlanabilir?" ve " İstanbul'da Bir Toplumsal tarih Müzesi Kurulmasının Mekansal Sorunları Nasıl Çözülebilir?" oldu. Müze malzemesi ağırlıklı atölyenin konuşmacıları, Edhem Eldem ve Gökhan Akçura, mali konuların tartışıldığı atölyenin konuşmacısı Şükrü Aslanyürek ve müze mekanı konulu atölyenin konuşmacıları ise Wolf Königs ile Mete Tapan'dı.
Toplumsal Tarih Müzesi Kuruluş Sorunları Sempozyumu, Vakfımızın ilk ve en önde gelen hedeflerinden birini, bir toplumsal tarih müzesinin kuruluşunu gerçekleştirmek yönünde attığı ilk adım oldu. Böyle bir müzenin kuruluşu şüphesiz kısa sürede gerçekleştirilebilecek bir iş değil ve hem Türkiye içinde hem de yurtdışından kurum ve kişilerin maddi ve manevi destek ve katkılarına ihtiyaç var.
RSS beslemesine abone ol

