Katılımcılar: İlhan Tekeli, Carlo Ginzburg, Michael Bentley, Zeki Arıkan, Donald Kelley, David Kahn, Krysztof Pomian, Levent Yılmaz, Yves Bergeron, Günhan Danışman, Özlem Erdoğdu Erkarslan, Claudia Mattaluci, Filiz Yenişehirlioğlu, Paul Dumont, Charles Bryan Jr., Ayşen Savaş, Constance Blackwell, Selim Deringil, İsmail Üstün, Nick Merriman, Emre Madran, Mete Tunçay, Ugo Fabietti, Marc Oliver Gonseth, Eli Barnavi, Fevzi Demir, Fersun Paykoç, Serçil Baykal, Aydoğan Demir, Ömer Adıgüzel, Joel Cahen, Uygur Kocabaşoğlu, Sabri Yetkin, Sertag Monakian, Laurent Gerverau, Erdal Aslan, Oktay Gökdemir, Edoardo Tortarolo, Rosmarie Beier de Haan, Burçak Madran, Şebnem Önal, Mehmet Kalpaklı, Kay Schiller, Faruk Öztürk, Warren Breckman, Christoph Neumann, Abdullah Martal, Nuri Adıyeke, Güçlü Tülüveli
Tarih Vakfı, 3. Uluslararası Tarih Kongresi'ni 9-11 Aralık 1999'da başarıyla topladı. Yurtdışında 23 bildirinin sunulduğu kongre iki farklı konuda yenilik içeriyordu. Bunlardan birincisi tarihçilerle müzecileri bir araya getirmesiydi. Kongreye kendi alanlarında önemli yenilikler getiren Carlo Ginzburg, Michael Bentley, Doanald Kelley, Constance Blackwell gibi önemli tarihçilerle, Krzysztof Pomian, Yves Bergeron, Eli Barnavi, Martin Roth gibi önemli müzeciler katıldılar. Kongrenin tüm oturumlarında tarihçiler ve müzeciler karışık olarak konuşmalarını yaptılar. İki ayrı alanın böyle etkileşimli bir biçimde, bir kongrede bir araya getirilmesi kanımca çok yararlı oldu. Yurtdışından katılanlar için de bu yenilikçi bir deney oldu.
Bu iki alanın bir araya getirilmesi iki bakımdan önemliydi. Öncelikle her iki alan da, farklı iki iletişim ortamını kullanarak, toplumun tarih bilincinin gelişmesine katkıda bulunmayı amaçlıyordu. Birlikte düşünülmesinde yarar olan sorulara sahiptirler. Öte yandan her iki alan çok önemli değişmeler geçirmektedir. Böyle dönüşüm dönemlerinde profesyonellerin kulakları yeni sözlere açıktır, başkalarının deneylerine yadsımak için değil yararlanmak için yaklaşmaktadırlar.
Kongre hazırlanırken temelde her iki alanda da ne tür yeni sorular sorulduğunun ve bu sorulara ne tür yaklaşımlarla yanıt arandığının tartışılacağı bir platform yaratılmaya çalışılmıştı. Özellikle Türkiye'deki genç tarihçilerin bu tartışmalar içinde yer alması amaçlanmıştı. Bunun için de Haziran ayında bir atölye toplantısı düzenlenerek bir ön çalışma yapılmıştı. Bunun yararlı olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim, Türkiye'den kongreye katılımcılar arasında, genç tarihçi ve müzeciler çoğunluğu oluşturdu.
Kongrenin iki ana teması vardı. Birbiriyle eş zamanlı olarak gerçekleşen küreselleşme ve yerelleşme süreçlerinin tarih yazıcılığına getirebileceklerinin neler olduğu konusunda bir etkileşim ortamının yaratılması isteniliyordu. Bu konu kongrede iki farklı düzeydeki bildirilerle ele alındı. Birinci düzeydeki ele alışlar örnekler vermek biçiminde oldu. Mikro tarihçilik, yerel tarihçilik, yeni müzecilik uygulamalarından örnekler verildi. Bunların belki de en heyecan verici örneği Carlo Ginzburg'un "Cografya Köleler ve İncil" bildirisiydi. Bir mikro tarihin ne kadar zengin analizlere olanak verebileceğinin ve bunlara dayanarak ne tür kuramsal sonuçlara ulaşılabileceğinin çok başarılı bir örneğiydi. İkinci düzeydeki bildiriler ise küreselleşme ve yerelleşmenin tarih yazıcılığı üzerindeki etkileri üzerinde daha genel yorumlar yapan bildirilerdi. Michael Bentley'in bildirisi bu türdeki bildirilerin en belirgin olanıydı. Bentley'inki ve bu paraleldeki diğer bildiriler göz önüne alındığında, Türkiye dışındaki tarihçiliğin de küreselleşme ve yerelleşme açısından tarih yazıcılığının sorunları üzerinde henüz yeterince bir açıklığa kavuşmadığı söylenebilir. Belki de yurt dışında son yıllarda yapılan tartışmaların daha çok modern-postmodern ekseninde gelişmiş olması, küreselleşme-yerelleşme ekseninin yeterince işlenmemiş olması sonucunu doğurmuştur. Özellikle ulus devletler dünyasından farklı olarak bireylerin çok kimlikli olduğu küreselleşmiş-yerelleşmiş bir dünyada artık, bir öteki yaratmanın anlamını yitirmesinin tarih yazıcılığını barışçı hale getireceğinin yeterince algılanmadığını düşünüyorum.
Ama bu kongrede ortaya çıkmıştır ki, tüm dünyada tarih yazımı alanında ele alınan konular bakımından hızlı bir çeşitlenme yaşanmaktadır. Türkiye'de tarih yazıcılığı henüz bu çeşitlenmeyi yaşamaktan çok uzaktır. Örneğin dış dünyada kendi başına bir alan haline gelmiş bulunan çevre tarihçiliği konusunda yapılan çalışmalar çok sınırlıdır ve önümüzdeki yıllarda Türkiye'de tarihçiliğin mutlaka yönelmesi gereken bir alan olarak durmaktadır.
Kongrenin toplandığı günlerde İTÜ'nün de Osmanlı Kültürel Mirası ve Süreklilik konusunda bir konferans düzenlemesi toplantıya dinleyici katılımında bir azalma yaratmıştır. Kongrenin Türk tarih yazıcılığı ve müzeciliği konusundaki kalıcı etkisi kongre kitabının yayımlanmasıyla olacaktır. Sanıyorum ki Tarih Vakfı bu yayının Türkçesini kısa zamanda gerçekleştirecektir. Gerekli kaynakları sağlayabilirse kongre kitabının İngilizcesinin de yayımlanması planlanmaktadır.
İlhan Tekeli
RSS beslemesine abone ol

